Orhan Pamuk Saf ve Düşünceli Romancı adlı kitabında roman yazmayı kelimelerle resim yapmaya benzetir. Kıvılcım Kayabalı bu durumu, Beyin Hikayeleri Sever yazısında şöyle açıklar: “Yazara göre romanlar, dünyanın bir yansıması olmasının yanı sıra kokuları, sesleri, tatları ve dokunma duyusunu başka hiçbir edebi biçimin yapamadığı zenginlikte tasvir eder.” Böylece okuyucular da yazarla birlikte yaratılan dünyanın içine girer. 

Orhan Pamuk’un bu ifadeleri iyi bir romanın nasıl olması gerektiğini söylediği gibi hikâyenin gücünü de gösterir niteliktedir. Tasvirler, eğretilemeler ve metaforlar bizleri okuyucu/dinleyici olarak içine alır, bulunduğumuz yerden bambaşka dünyalara götürür. Örneğin Jules Verne’nin kitaplarını okuduğumuzda Ay’a seyahat edebilir, Martin Luther King’in konuşmasını dinlediğimizde hayal ettiği dünyayı görebilir, iş arkadaşımızın anlattığı bir başarı hikayesini biz de kendimiz yaşamız gibi deneyimleyebiliriz.

Eğitimci, konuşmacı ve yazar Hal Urban gündelik hayatımızda ve iş dünyasında kelimelerle resim yapmanın önemini şöyle ifade ediyor: “Başkalarıyla ve kendimizle sözcükler vasıtasıyla konuşur ancak resimlerle düşünürüz. Eğer kule dersem, zihninizde bir kule resmi canlandırırsınız. Size Eyfel Kulesi dediğimde bu kuleyi ya da fotoğrafı görmüşseniz zihninizde daha net bir resim oluşur. Aslında biriyle konuşurken çoğu zaman yaptığımız şey resim alışverişi yapmaktır.”

Bilişsel psikolog Jerome Bruner, bir konuyu hikayeleştirerek anlattığımızda beyin taramalarının dinleyicilerin, konuşmacının görüşüne katılmasını çok daha olası kılacağını, gerçeği bir hikayeyle sunduğumuzda hatırlanma oranının 22 kat fazla olduğunu söylüyor. Çünkü hikayeler gerçeği bir görselle ve duyguyla birleştirerek daha uzun süre hafızada kalmasına yardım ediyor.

Örneğin çalıştığınız şirketinizin 50 senelik bir şirket olduğunu söylediğinizde şirketinizin ne kadar büyük, önemli ve köklü bir şirket olduğunu hafızamızda tutmamız oldukça zordur. Ama bir metaforla şirketinizi anlattığınızda aklımızda kalması çok daha kolaylaşır: “Şirketimiz 50 yaşındaki bir çınar ağacına benzer. Kökleri derine, dalları geleceğe uzanır.”

Veya yöneticisi olduğunuz departmanda ekip arkadaşlarınıza şirket için nasıl bir değer taşıdıklarını anlatmanız gerekiyor. “Diğer departmanları harekete geçirecek sizsiniz. Sizin yapığınız proje tüm şirket için önemli” gibi klasik cümlelerle mi hitap edersiniz yoksa şöyle mi söylersiniz: “Bu şirketin lokomotifi sizsiniz. Siz harekete geçince onlar da geçecek. Şimdi motorları yağlayıp ilerleme zamanı. Haydi yola çıkalım!”

Sizce hangisi daha akılda kalıcı?

İkili Kodlama
Dünyaya “ikili kodlama” teorisini tanıtan ilk kişi olan, University of Western Ontario’dan psikoloji profesörü Allan Paivio’ya göre görsel ve sözel bilgi hafızamızda ayrı ayrı depolanıyor. Ancak resim biçiminde öğrenilen kavramlar hem görsel hem sözel olarak kodlanıyor. Başka bir deyişle resimler beynimize derinden kazınıyor ve hatırlanması çok daha kolay oluyor.  

The New York Times’ta yayınlanan “Your Brain on Fiction” makalesinde bilim insanlarının hikayeleştirerek anlatılan konularda beyinlerimizin daha aktif olduğunu keşfettikleri paylaşılıyor. Örneğin mesajımızı verilerle veya sadece teknik sözcüklerle sunduğumuzda beynin sözcükleri anlama dönüştürdüğü dil işleme merkezi aktive oluyor. Oysa hikayelerle anlattığımızda bütün beyni kullanıyoruz; dil, duyusal görsel ve motor alanları harekete geçiyor.  

Bunun için en iyi örneklerden birisi yakın zamanda bilim insanlarından gelen koronavirüs açıklamaları olabilir. Çoğu doktor koronavirüs bulaşanların neredeyse 100 kişiden 40’ının hiç semptom göstermediğini ifade ederken bize sadece gerçeği veriyle sunuyor. Fakat aynı veriyi Prof. Dr. Ateş Kara ise şöyle anlatıyor: “Her 100 kişiden 40’ı hayalet taşıyıcı. Yani onları görmüyoruz, fark etmiyoruz.” Belki de bu yüzden Prof. Dr. Ateş Kara gibi bilim insanları halk tarafından daha anlaşılır bulunuyor ve söyledikleri daha akılda kalıcı oluyor.  

Hal Urban’ın Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar kitabında söylediği gibi: “İyi eğitimciler ve konuşmacıları diğer insanlardan ayıran özellik nedir? Onlar aslında sözcükleri kullanarak canlı resimler çizerler. Bunu yapmanın en iyi yoluysa mesajları doğru ve etkili biçimde verebilmek için hikayeler anlatmaktır.”

Etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için bültenimize üye olun