Hikaye anlatıcılığı çağlar boyunca insan deneyiminin önemli bir parçası oldu. Hikayeler; ilişki kurmak, teşvik etmek ve ikna etmek için kullanıldı. Düşüncelerinizi hikayeler şeklinde anlatmak insanlara duygusal bir düzeyde dokuyor ve tam da bu yüzden akılda kalıcılığı kolaylaştırıyor.

Günümüzde hikaye anlatıcılığı kritik bir iş becerisi olarak karşımıza çıkıyor. Veri odaklı, oldukça hızlı ve tempolu iş dünyamızda fikirlerimizi, sunumlarımızı veya stratejilerimizi akılda kalıcı bir şekilde anlatmak için Aristotales’ten beri süre gelen hikaye algoritmalarını kullanıyoruz.

Stanford University pazarlama profesörü Jennifer L. Aaker “İkna ve Hikayenin Gücü”  videosunda iyi hikayelerin unutulmaz, etkili ve dinleyiciyle kişisel olarak bağlantılı olduğunu vurguluyor. Bu bağlantıyı yusufçuk böceğinin dört kanadından esinlenerek yarattığı “yusufçuk etkisi” metaforuyla şöyle açıklıyor: Muhteşem bir konuşma yapmak için dikkat çekmeli, odağı toplamalı, duyguya dokunmalı ve sizi dinleyenlerin hayatlarında bir şeyi fark etmesini sağlamalısınız.  

Dünyanın en tanınmış iletişim danışmanlarından biri olan Nancy Duarte uzun yıllar Martin Luther King, Steve Jobs gibi birçok liderin konuşmalarını ve sunumları incelemiş. Ve bu muhteşem konuşmanın mesajlarının dinleyicilerde yankı uyandırmasını sağlayan ortak bir yapıları olduğunu keşfetmiş. Bu yapıları sunumlarıyla etkileyici hikayeler oluşturmak isteyenler için Resonate: Present Visual Stories that Transform Audiences kitabında paylaşıyor.

Duarte, mesajınızı özellikle metafor ve hikaye yoluyla aktarmanın, kitlenin iletilen içeriğe duygusal olarak bağlanmasına yardımcı olduğunu, didaktik bir sunum yerine hikayelerin çerçevelerini kullanarak etkili bir sunum içeriği oluşturmanın önemli olduğunu söylüyor.

Slaytlar Yerine Hikayeye Odaklanın
Nancy Duarte’nin kitabından öğrendiğimiz en önemli şey iyi bir konuşmanın veya sunumun asla rastlantısal olmadığı. İzleyicilerin dikkatini çeken bütün konuşmaların bir algoritması var. Resonate: Present Visual Stories that Transform Audiences kitabından etkinliği ispatlanmış tavsiyeleri altı maddede şöyle özetleyebiliriz:

Etkili bir sunum tıpkı bir hikaye gibi giriş gelişme ve sonuç bölümlerinden meydana gelmeli. Sunumunuzu hazırlamadan önce bir storyboard üzerinde bu üçlü aşamayı uygulayabilirsiniz.
Sunumun girişi ilk dönüm noktasıdır. Macera çağrısı olarak adlandırılan bu bölümde mutlaka dinleyicilerinizi bir hikayenin içine çekmelisiniz.
İkinci dönüm noktası, seyirciden ne beklendiğini belirtmesi ve dinleyicilere hitap etmesi gereken bir eylem çağrısıdır.
Sunumun gelişme bölümü ise ne ve ne olabileceği arasında ileri geri hareket etmelidir. Yani bir kalp atışı gibi sunumunuzun iniş ve çıkışları olmalıdır.
Kontrast, bir sunumun sahip olması gereken en önemli şeydir. Zıtlıklar, çatışmalar akılda kalır.
Sunumunuzun finalini mutlaka harekete geçmeye çağıran bir mesajla bitirin.
Ve son olarak iş hayatında etkileyici bir sunum yapmak için Nancy Duarte’nin “Muhteşem Konuşmaların Gizli Yapısı” başlıklı TED konuşmasını izlemenizi ve neredeyse bütün röportajlarında söylediği şu sözünü unutmamanızı dilerim: “Slaytlarınız ne kadar iyi olursa olsun, eğer içeriğiniz kötüyse sunum başarılı olmuyor.”

Etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için bültenimize üye olun