“Çok öncelerden, hatta iş hayatı ilk oluştuğundan beri.. Her dilde en etkili 4 kelime şudur: ‘Sana bir hikaye anlatayım mı?'”  Mathews & Wacker, Senin Hikâyen Ne?

Hikâye anlatımı, insan var olduğundan beri iletişimin yapı taşlarından birisi oldu. Bugün başarılı birçok şirket, bilinçli bir şekilde, hikâye anlatımını liderlik aracı olarak kullanıyor. Microsoft, Nike, Coca Cola, Google, 3M, Saatchi & Saatchi, Procter & Gamble, NASA ve The World Bank gibi gezegendeki en başarılı şirketlerin çoğu, hedef kitleler ile duygusal bağ oluşturmak, akılda kalıcılığı sağlamak ve mesajlarını etkili bir şekilde vermek için hikâyeleştirme yöntemlerine başvuruyor.  

2018 yılında Amazon’un CEO'su Jeff Bezos 2018 için oluşturduğu yıllık mektubunda iş yapma biçimlerini güncellerken şirket içi bir kural daha getirdi.Artık şirket toplantılarında ve sunumlarında PowerPoint kullanılmayacağını, toplantıların Storytelling (hikâyeleştirme,hikâye anlatımı) ile yapılacağını açıkladı. Sunumların yerini hikâye anlatımı temelli tartışmaların almasının en temel sebebi insan zihninin bir konuyu hikâyelerle çok daha iyi anlaması ve içselleştirmesi.  

Aynı zamanda bu şirketlerin birçoğu, en önemli hikâyelerini yakalamak ve paylaşmak için üst düzey bir “Kurumsal Hikâye Anlatıcısı” görevlendirdi. Nike'da tüm üst düzey yöneticiler aynı zamanda “Kurumsal Hikâye Anlatıcıları” olarak belirlendi. Birçok şirket, liderlerine hikâye anlatımı becerilerini aktif olarak öğretiyor ve bu konuda eğitimler aldırıyor. Örneğin Kimberly-Clark, bir hikâyenin hazırlanması ve bunları kullanarak sunumların yapılandırılması için 13 aşamalı programını öğretmek üzere iki günlük seminerler düzenledi. 3M, yıllar önce sunum ve yazılarda “bullet points” yasakladı ve bunları “Stratejik hikâye anlatıcıları” adı altında tüm yazım süreçlerinde değiştirdi.  Procter & Gamble, üst düzey yöneticileri için hikâye anlatımı tekniklerini öğretmek amacıyla Hollywood film yönetmenlerini işe aldı. Motorola'daki bazı hikâye anlatıcıları hikâye becerilerini geliştirmek için tiyatro ve doğaçlama gruplarına katılıyor.  (Paul Smith, Lead with a Story) 

Peki neden dünyadaki en başarılı şirketlerin çoğu, bilinçli bir şekilde hikâye anlatımını anahtar liderlik aracı olarak kullanıyor? 

Çağımızın sorunu: Odaklanamamak
Harvard'lı psikolog Matthew A. Killingsworth 2010 yılında 2250 kişiden toplanan 250 bin data üzerinde bir araştırma yapıyor ve uyanık olduğumuz zamanın yüzde 47'sinde dikkatimizin yaptığımız iş dışında başka yerlere dağıldığını söylüyor. 

Bu araştırma sonucunu iş hayatına yorumladığımızda, karşımıza şaşırtıcı ama bir o kadar da bildiğimiz bir sonuç çıkıyor. Bir sunum veya toplantı esnasında, bizi dinleyenlerin ilgisini çekemezsek, zihinlerinin neredeyse yarısı o sırada başka şeylerle uğraşıyor. Bizi dinlemiyor ama dinler gibi gözüküyorlar. Bazıları belki buna bile zahmet göstermiyor, telefonları yahut bilgisayarları ile maillerini cevaplıyor. 

Peki dinleyicilerin bizi dikkatle dinlemesi ve anlattığımız konunun dinleyicilerin aklında kalması için ne yapabiliriz?

İşte hikâyenin gücü tam da burada karşımıza çıkıyor. 

Sunuma veya toplantıya şöyle başladığınızı düşünün lütfen:

“Bu sabah işe gelirken çok ilginç bir adamla karşılaştım…”
“Bundan tam üç sene önce, aynı böyle bir toplantı odasındaydım…”
“Aranızda şu an ailesiyle birlikte tatilde olmak isteyen kim var?”
Toplantıya başlamadan önce size bir hikâye anlatayım…”
Artık dikkatleri çektiniz ve sizi dinlemeye karar verdiler.  Bulundukları an’dan başka bir yere gidemeyecekler. Şimdi başladığınız hikâyeyi anlatıp, hikâyeyi anlatmak istediğiniz asıl konuya bağlayabilirsiniz. 

İş hayatında insanların odaklı bir şekilde sizi dinlemesini istiyorsanız, hikâyeleştirmenin ilk kuralını uygulamalı, onlara bir vaat vermeli, merak uyandırmalı veya ilgilerini çekecek bir deneyiminizi anlatmalısınız.  

Günümüzde birçok şirketin hikâyeleştirmeyi gelişim ve eğitim programlarına almasının, liderleri için özel programlar geliştirmesinin altında bu yatıyor. Birçok uyarana, mesaja maruz kaldığımız günümüzde artık dikkatimiz çok çabuk dağılıyor ve anlatılanları hatırlamıyoruz.

İnsanların dikkatini çekmenin ve anlattığımız konuları unutmamalarını sağlamanın yolu, o konuyu bir hikâyeyle anlatmaktan geçiyor. 

Netflix CEO'su Reed Hastings’in tek rakiplerini uyku olarak görmesi gibi, bugün iş hayatında insanların da en önemli rakibinin aslında diğer insanlar veya markalar değil, insanın kendisi olması hiç şaşırtıcı değil.   

Etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için bültenimize üye olun