Son zamanlarda hikâye anlatıcılığı hızla yaygınlaşmaya, öğretmenlerden eğitimcilere, ebeveynlerden gençlere, sağlık çalışanlarından iş dünyasına kadar her yerde ilgi odağı olmaya başladı. Özellikle iş dünyası, rekabet avantajı elde etmek, kurumsal hikâyelerini etkili bir şekilde anlatmak için hikâyelere başvurmaya başladı. Ryan Mathews ve Watts Wacker, “Senin Hikâyen Ne?” kitabında iş hayatında ister bireysel ister kurum olarak hikâye anlatmanın gücüne odaklanıyor.

 

Kurumunuz için unutulmaz bir hikâye yaratmanın, tüketiciye yönelik mesaj bombardımanı arasında hikâyenizin öne çıkmasını sağlayacak önerilerde bulunuyor. İşte onlardan bazıları…

 

1) Hikâyenizi olabildiğince insani kılın. Hikâye çalışanların hikâyesi olsun. Ve onların yüzleri şirketin yüzü olsun.

2) Hikâyenizi olduğu gibi anlatın; olmasını istediğiniz gibi değil.

3) Her fırsatta hikâyenizi sizin yerinize müşterilerinizin anlatmasına olanak tanıyın.

4) Vizyonuzu, misyonunuzu, kurumsal değerlerinizi doğrudan anlatmak yerine hikâyenizle ilişkilendirin.

5) Hikâyenizi çok fazla süslemeyin. Dikkatli olmazsanız sözcükleriniz her zaman sizin aleyhinize dönebilir.

6) Bütün iyi hikâyeciler gibi, sürekli dinleyicinizin farkında olun. Onların kimler olduğunu, kendilerine nasıl seslenilmesini istediklerini hiç unutmayın.

7) Son olarak, eğer kendi hikâyenizi anlatamayacağınızı düşünüyorsanız, bunun için başka birini görevlendirin. Ancak çalıştığınız her kim olursa olsun, işi sadece ücreti için yapmayacak, hikâyenize inanacak ve işine tutkuyla sarılacağından emin olun.

Etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için bültenimize üye olun