“Gençlerin ilgi süreleri kısalıyor. Artık televizyon reklamlarını izlemiyorlar. İlgilerini çekmeyen insanları ve konuları dinlemiyorlar. Mecbur olsalar bile. Eğer onların ilgisini çekemezseniz sizi dinlemezler.”

 

Bu durumda şirketler gençlerin ilgisini nasıl çekebilir?

 

McKee bunun cevabını şöyle veriyor, “Gençlerin ilgilerini çekmek için iyi bir hikâye yaratmanız ve o hikâyede kendilerine ait bir şey bulmaları gerekir.”

 

Aslında bu söylediği, gençler için öncelikli ve önemli olsa da bütün insanlar için geçerli. İster ürününüzün reklamı olsun, ister yaptığınız sunum, isterseniz yıl sonu toplantısında gelecek planlarınızdan bahsettiğiniz konuşma… Her ne anlatıyorsanız içinde mutlaka bir hikâye olmalı.

 

Robert McKee, seminerde sadece hikayelere dair değil, insana dair de kıymetli şeyler söyledi. Bunlardan birisi, insanın en kötü düşmanının yine kendisi olduğuydu.

 

Katılıyorum… Çünkü biz doğamız gereği kendimizin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Dolayısıyla konuşmaya başladığımızda dinlendiğimizi var sayıyoruz. Oysa, insanlar ilk önce -bizim de yaptığımız gibi- dinleyip dinlememeye karar veriyorlar. Toplantıda veya sunumda herkesin bize bakması, bizi dinlediğini anlamına gelmiyor. Sadece bize baktıkları anlamına geliyor. Gerçekten birilerinin bizi dinlemesi için karşımızdaki kişileri tanımamız, mesajımızı bir hikâye ile anlatmamız ve bizimle empati kurmalarını sağlamamız gerekiyor.

Etkinlik ve eğitimlerimizden haberdar olmak için bültenimize üye olun